ORGANİK NEDİR?


Organik tarım, giderek sanayileşen ve kimyasal olarak gerçekleştirilen tarıma karşıt 20. yüzyılın başlarında tüketici ve çiftçi odaklı bir hareket olarak doğmuştur.

Organik tarım sürdürülebilir sağlıklı gıda üretimi için tarım ve üretim yöntemi olarak geliştirilmiştir. Günümüze kadar, organic üretimin ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde bilinirliği artmıştır.

1972 yılında farklı ülkelerde çeşitli organik üretim standartlarını belirleyen kuruluşlar arasındaki işbirliğini arttırmak için kurulan IFOAM, organik standartlar için küresel referans noktası olan ‘IFOAM Temel Standartları’ geliştirmiştir. IFOAM başta Almanya, İngiltere ve Fransa olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde özel organik standartlar ve sertifikasyon programlarına başlamıştır.

Demeter (Almanya), Soil Association (İngiltere) gibi organik pazarda önemli bir yere sahip olan kuruluşlar kendi özel standartlarını belirlemektedir. Avrupa Birliği, organik tarımı yasal platformda destekleyen ilk hukuksal prosedüre sahiptir ve 1991 yılından itibaren ilgili kanun EU organic regulation (now Reg 834/2007) yürürlüğe girmiştir. Avrupa organik standartlarına ek olarak, 2002 yılından itibaren ABD, ‘Ulusal Organik Programı’, 2001 yılından itibaren de Japonya ‘JAS’ programını uygulamaya başlamıştır. Gün geçtikçe Çin, Kore, Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler de kendi programlarını oluşturmakta ve uygulamaktadır.

IFOAM’a göre Organik tarım çok önemli ilkelere dayanmaktadır. Ilkeler bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Etik ilkeler ilham vermek üzere ortaya konmuştur.

Sağlık ilkesi:
Organik tarım; toprak, bitki, hayvan, insan ve gezegen sağlığını, tek ve bölünmez bir parça olarak sürdürmeli ve geliştirmelidir.

Ekoloji İlkesi:
Organik tarım, ekolojik sistem ve döngülerine sadık kalarak çalışmalı, onları taklit etmeli ve onların devamlılığına katkıda bulunmalıdır.

Adalet ilkesi:
Organik tarım ortak çevre ve yaşam fırsatları konusunda adaletin sağlanabileceği ilişkiler üzerine inşa edilmelidir.

Bakım ilkesi:
Organik tarım şimdiki neslin ve gelecek nesillerin refahını sağlamak ve çevreyi korumak için tedbirli ve sorumlu bir şekilde yönetilmelidir.